Esrarlı Kule

Bu aralar sabah asla yataktan kalkamıyorum…Kalkarken de tek düşündüğüm tekrar ne zaman yatağa gireceğimi düşünmek oluyor. Normalde telefon saatini tek bir zaman dilimine ayarlayan ve o an gelmeden 1 dakika önce otomatik olarak uyanan bendeniz 07:30’a kurdugum saatimi 15 snooze’dan sonra 08:30 da ancak kapatıyor ve sürünerek yataktan cıkabiliyorum. 2 bardak yerine 3 bardak kahve içiyorum ve giydiğim hiç bir şeyi beğenmiyorum. Hayır depresyonda değilim…Sadece erken kalkmak istemiyorum ve sabahları çok sevimli olmuyorum ve tabii ki işe malesef taksiyle gitmeye devam ediyorum…Her sabah %90 kavga ihtimalimi bile bile.

Yine o sabahlardan birinde, Batarya sokağın bağında, Italyan Hastanesi’nin tam karşısına denk gelen köşede, aşağıdan çıkmakta olan sarı araçlardan birine işaret parmağımı “Şimdi sana göstericem günün” edasıyla havaya doğru kaldırıp taksiyi durdurarak yeni bir güne merhaba dedim.

Kapıyı açmamla birlikte avaz avaz inanılmaz yüksek bir sesle tam hatırlamamakla birlikte şu gibi bir kaç cümle duydum.

– “Bayan Caren, yüzünüz çok solgun görünüyor. Son günlerdeki bu hal ve tavırlarınız beni gerçekten endişeye düşürüyor.”

– “Merak etmeyin doktor. Bahçede uzun bir yürüyüş yaptım ve yine, tıpkı geçen günlerde de olduğu gibi kendimi zindanların yakınında buluverdim. Ve korkarım orda, orada olmaması gereken bir şey gördüm…Cüppeli bir adam vardı sanki”

– “Oh Bayan Caren, hamilelik hormonlarınızı gerçekten etkilemiş olmalı, hem bu halde o zindanların çevresinde daha fazla gezmenizi gerçekten tasvip etmiyor, şiddetli dinlenmenizi rica ediyorum.”

“Aaaaaa” dedim. “Ne Bayan Caren’ı be sabah sabah…Kısar mısınız şunu” Zorlu Center’ın oraya gidicem, sonrasını tarif ederim. Taksim Meydan’dan Beşiktaş’a ordan da Barbaros’a

Kabataştan gidelim dedi taksi…TAKSİM MEYDAN’DAN dedim.

Bir daha hiç konuşmadık. Şöför benden nefret etti, ben de ondan.

Bir yandan sabahın köründe şöförün neden bir radyo tiyatroyu dinlediğini merak ediyor, diğer yandan da hala radyo tiyatrosu dinleyen var mı yahu diye kendi kendime düşünürken instagramımı kontrol ediyordum.

Söför radyonun sesini bir hayli kısmıştı ama arka kolonlardan gelen seslerden Bayan Caren’ın başının ciddi bir belada olduğunu anlayabiliyordum.

Caren manastır yolundan eve dönerken Keşiş’i görüyor ve hizmetçisi Susan dısında ona kimse inanmıyordu. Caren şatonun tek varisi olan Victor ile evlenmişti ve birileri Victor’u Şatonun kulelesinden aşağı atmış ama intahar süsü vermişti. Bu sekilde şatonun varisi kalmayacak ve katil kimse şato üzerinde hak iddia edecekti. Ama Caren’ın Victor’dan hamile kalması katilin tüm planlarını bozmuştu.

Caren ve Susan harabelerde bir gizli geçit arıyorlardı ama ne olup bittiğini duyamıyordum. Taksiye bindiğimde yaptıgım lanetlik yüzünden şöförden radyonun sesini açmasını da isteyemiyordum. Merakım giderek artıyordu.

Nefes bile almadan ve kafamı iyice arkaya götürerek sesi duymaya çalışıyordum ve kırmızı ışıklarda durdukça araç sesi azaldıgından tüm kırmızı işiklara denk gelmemizi diliyordum. Yarım yamalak konuyu anlasam da en heyecanlı yerinde işe vardım. Katil ya doktordu ya da Ruth Hala. Ama bunu öğrenmek için hikyenin sonunu dinleyecek vaktim yoktu. Caren tam Hagar halaya gerçekleri ve topladıgı ip uçlarından yaptıgı çıkarımı anlatırken ben taksiden inmek zorunda kaldım. Bir kaç şey daha öğrenirim diye cüzdanımdan paralar düşmüş gibi yaptım, taksiden inmeden ay bi saniye falan diyip yerlerde debelendim ama yeterli zamanı kazanamadım. Daha kötüsü bu tiyatro oyunun adını da öğrenemeden taksiden inmiştim.

Dilim kopsaydıda sabah taksiye bindiğim anda bağırıp çağırmasayadım.

Aradan 2 gün geçti

2 GÜN SONRA

Yine o sabahlardan bir sabah, yine ben hayattan nefret ederek sokağın başında taksi bekliyorum. Tüm taksiler dolu geçiyor ve ben “Paramla pulumla rezil oluyorum” diye düşünüyorum .

Boş geçen bir taksinin de sanki otostop çekiyormuşum gibi bana ukala bir tavırla elini hafifçe kaldırarak hayır demesi üstüne iyice sinirleniyorum.

Sonunda bir taksi durdu ve son derece sinirli kapıyı açtım. Tüm taksiler ve taksiciler için korkunç bir genelleme yaparak şöförü doğduguna bin pişman etmeyi planlıyordum. Benim sabahım kötü başladıysa onun tüm günü mahfolmalıydı.

Kapıyı açtım ve tanıdık bir ses duydum. Aman tanrım bu Caren’ın sesiydi. Endişeliydi, kesin yine başına bir şey gelmişti. Günaydın dedim. Zorlu Center’ın oraya. Caren’ın yatak odasına biri girmişti ve Caren korkudan bağırıyordu. Adam sesi kıstı..Daha sesi kısarken ben Caren’dan 3 kat daha fazla bağırdım. “Aç aç aç aç açar mısın lütfen. Bu benim en sevdiğim radyo tiyatrosu” Sanarsın ki sabahtan akşama kadar radyo tiyatrosu dinliyorum.

Adam şaşırdı ” Aaa dedi ben de çok severim, Ama Esrarlı Kule gerçekten güzel bir radyo tiyatrosudur”.

İşte dedim…işte bu oyunun adı Esrarlı Kule

Biliyorum bilmez miyim dedim. Ne enteresandır ki 2 gün önce bindiğim takside de bir önceki bölümü yayınlanıyordu. Çok iyi denk geldi.

Caren olayı çözmüş, katilin doktor oldugunu ortaya çıkarmıştı. Ama ben yine iş yerine yaklaşmış ve olayın sonunu öğrenemeden taksiden inecek olmanın telaşını yasıyordum. Bu arada Caren, (ya da yazar) radyo tiyatrosu oldugu için şu şekilde cümleler kuruyor beni ise acayip bir gülme tutuyordu.

– ” Kapının altından bir kağıt uzatıldı.Aman tanrım bunu kim yolladı bana, koridorda kimse yok, yazan her kimse kaçmış olmalı. Acaba kim? Ev hakının el yazısını hiç tanımıyormki bir tahminde bulunayım. Titrek bir yazı. Sanki elleri titreyen biri tarafından yazılmış gibi. Araba sesi, biri şatodan ayrılıyor galiba kim acaba, pencereden bakayım.”

Evet görmediğimiz için herşeyi duymamız gerekiyordu ve bu bazen çok saçma oluyordu.

Ofise vardım, sonunu duyamadan. Ama artık oyunun adını biliyordum ve koşa koşa masama gidip laptopı açtım.

Maillarımı bile açmadan Esrarlı Kule’nin sonunu dinlemeye başladım.

Caren olayın sırrını çözdü, dul kalıp cocugu babasız büyütmemek için Hagar Halanın oğluyla evlenmeyi kabul etti. Zaten ikisinin de birbirinde gönlü vardı.

MUTLU SON

 

Siz de bu muhteşem radyo tiyatrosunu dinlemek isterseniz burdan buyrun

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s