Fabulous Life of Levent Dokuzer

2020 Yılbaşı gecesi dilekler dilendi, 20-20 karması denildi, hepimizin yaptığı gibi rejimlere, sporlara başlandı. The “sene” bu sene dedik. Koç burçlarını kariyerde kimse tutamıyor, 70 yıldır böyle bir açı olmadı, yaşayan koçlar daha önce hiç böyle bir sene görmediler. Aşkta da inanılmaz gelişmeler var, sürprizler bizi bekliyor. Hayatta en önemli şey tabii sağlık, ama gez toz eğlen coş. Arkadaşlarınla daha çok görüş, hep tatil planı yap, falanlar filanlar.

Yattık, hoop kalktık aynı bok.

Ocak ayı maaşlarımızın güzel bir kısmını yılbaşı gecesi hazırlıkları ve bizzat gecenin kendisi için yemişken önümüzde bizleri bekleyen ve temkinli, tedbirli olmamız gereken, 31 çeken bir Ocak ayı vardı. Kış günü sonuçta evlerde buluşulur bol bol film dizi izlenir, hava da soğuk. Ev yemeği yapmak ve sağlıklı beslenmeye başlamak için de iyi bir zamandı yeni yıl ve uzun Ocak ayı.

Tuvalette tam da bunları düşünüyordum taharet musluğu 2020’ye yeni girmiş minik beyaz popoma ılık ılık su darbeleri atarken. Ve sonra sinfonun bozulduğunu farkettim. Arada olur ya takılır, kapağını hafifçe oynatırsınız tekrar çalışmaya başlar. Eşofmanım ayak bileklerimde dikkatlice geri dönüp klozetin kapağını kaldırdığımda sifon iç takımı tüm coşkusuyla yeni yıl şarkıları söylüyorlardı.

Bare duşa gireyim dedim, ayak bileklerimden eşofmanı çıkartıp duşakabine geçtim. Sıcak suyu açtıgımdan mutfaktan WOOOHHHHPPP sesi normalden bir tık daha yüksek gelmişti. Kombinin canı suyu ısıtmak istemedi herhalde. Duşakabinin kapaklarını kapatırken tekerleklerden bir tanesinin çıktığını gördüm. Vedat Usta’yı çağırma vakti gelmişti.

Sifona 200, duşakabine ise 250 TL kadar para sıkışmış. Hazır gelmişken dedim, kombi de çok ses çıkartıyor ve hiç durmadan açıp kapatıyor kendini, tedirgin oluyorum.

Kombinin kapağının açılmasıyla 2020 senesinin ilk ayının çok da güzel geçmeyeceğini anında anladım. İçerideki paslanmış parçalar, kötü geçen 2019 senesi bana tatil planı yapacağına sen önce götüne don al dercesine bakıyorlardı. Veda usta genel bi bakım yaptı ama kombi neden 5 saniyede bir açılıp kapanıyor anlamadı. Sen en iyi değiştir bu kombiyi çok eskimiş dedi.

Vedat Usta gidip beni evde yalnızlığımla baş başa bıraktıktan sonra tek duyabildiğim ses kombiden 5 saniyede bir çıkan WOOOHHHHPPP sesi oldu. İnsanın bi başına olması bazen zor. 2020 planlarım arasında önceki 20 senede oldugu gibi aşık olmak da vardı, WOOOHHHHPPP.

Ev sahibime beni tanıyanlar okusa kafama silah dayamışlar sanacaklarına emin olduğum tatlılıkta bir mesaj attım. İyi seneler de işallah iyisinizdir de bu yıl hepimiz için harika olur da babanıza hürmetler de neler neler. Özetle kombi dedim tabi.

OK TEŞEKKÜRLER diye bir cevap geldi.

Bir iki gün daha bir dahiliyeci edasıyla kulağımı kombinin göğsüne koyup sesleri dinledim. Minik çatırtılar, arada su sesleri, kocaman WOOOHHHHPPP’lar 5 saniyede bir havalarda uçuşuyordu. Senelerdir aramızda bir güven bağı oluşan Vedat Usta’mı atlayıp Demirdöküm teknik servisini çağırmaya karar verdim.

Petek’ler kirlenmiştir, temizlersek 5 saniye süresi uzar ama kombiniz çok eskimiş değiştirmeniz lazım dediler. Akşam 9 da gelen servis uzunca bir temizlik ve bakım sürecinden ve bir iki hayati parça değişimi yaptıktan sonra evden ayrıldı.

Bir kombici daha beni terk etmişti ama kombimin sesinde hiç bir değişiklik olmamıştı. WOOOHHHHPPP diye beni çağırdı yanına. Bir terslik vardı. Su basıncı yavaş yavaş artıyor, 1.5’dan 2’ye doğru ileliyordu. Hemen geri aradım. Yetişin kombicileeer, yetişiiiin.

Peteklerdeki suyu değiştirdiğimiz için normal dedi önce. Durur o 2’de siz merak etmeyin.

Saat 23:50 sularında kombiciler geri geldiklerinde su basıncı maximum seviye olan 4’e dayanmış ve kombinin altından sular akmaya başlamıştı. Garip, dedi. Normalde 3 başlıklı bilmem ne aleti patlayıp bütün suyu boşaltmalıydı. Bu tehlikeli işte!

Kombiciler gece 02:00’de gitmişlerdi ama benim artık kombiyi çalıştırmaya niyetim yoktu. Kat kat giyinmiş, t-shirtümü pijamamın içine sokmuş, kalın çoraplarımla yatağa girmiştim. Oysa 2020’de aşkı bulmak gibi planlarım vardı. Kimse kat kat giyinmiş, t-shirtünü pijamasının içine sokmuş kalın çoraplarıyla yatağa giren birine aşık olmazdı.

Sabah ilk iş ev sahibimi aradım. BENİ SEVİYO MUSUNUZ?

Şaka şaka;

Olmaz bu iş dedim, yakında ne kiralayacak eviniz, ne de kiracınız kalacak çünkü havaya uçacağız!

Kendimi aşırı dramatik ve büyük konuşmalara hazırlamıştım. Gerekirse ben alırım kombi ama taşınırken de söker kombimi alır giderim WOOOHHHHPPP falanlar…Hiç birine gerek kalmadı. Adam gayet kaliteli bi şekilde ECA kombi yetkili servisinden beni arattı randevu aldı ve yeni kombimi taktırmak üzere teknik ekibi evime gönderdi. Hazırladığım konuşma kursağımda kalınca, kapatıyorum kedilerim bile çok üşüdü hapşuruyolar falan diye saçmalayıp teşekkür edip kapadım telefonu.

Uykusuzdum ve günlerdir sadece mavi yakalı arkadaşlarımla takılıyordum. 2020’de çok daha fazla gezicem, dışarı çıkıcam, arkadaşlarımla takılıcam derken biraz daha spesifik olmalıydım sanırım.

Salon’un 10. Senesi partisine gidicez hadi Levent dediler…Yok ya şimdi kombiciler evde benim biraz işim var. Zaten dün de bendelerdi çok geç gitti kombici arkadaşlar, şimdi gelemem herhalde.

Ev sahibim kombiyi almaya ikna olana kadar Ocak ayının ilk 17 gününde tam 1000 TL civarında bir masraf yapmıştım. Sabah 09:00’da yeni kombim kucaklarında gelen ekibe günaydın yalnız servis parası falan hepsini siz ev sahibiyle görüştünüz di mi diye açtım kapıyı.

Aldığım cevap sanırım Türkçe değildi.

Usta ile anlaşabiliyorduk ama çırağın konuşması gerçekten şu son dönem videoda ingilizce konusuyomus gibi spikere cevap veren adamın çıkardıgı seslerle aynıydı. 3 kere benden bir şey istedi ve havlu gibi bişey var mı dediğine emin gibiydim ama ustadan tabure istediğini öğrendim elimde havlularla mutfaga girdiğimde. Herhalde dedim çok zor kombi değiştirmek terleyecekler, sporda nasıl benim boynumda havlu oluyo öyle havlulardan getirmiştim ben de oysaki 2 tane.

Ustam dediiiiim başıma neler geldi. Amacım günlerdir başıma gelenleri konusup dertleşebileceğim, kombi dilinden anlayan, konusacak ortak bir konumuz olan biriyle uzun uzun dertleşmek ve A’dan Z’ye kombi arızları üzerine odaklanabileceğim bir yoldaş bulmaktı. Arkadaşlarıma anlattığımda herkes hemen “aaa bana da aynısı oldu” diyip konu değiştiriyorlardı. Herkesin dişçisi en iyi dişçi, herkesin kombisi en bozuk kombi. DEĞİL İŞTEEEE

Hem dedim çırak arkadaşta iki muhabbete katılır, vucud dilinden çıkardıgı seslerin ne anlama geldiğini tahmin etmeye çalışırım. Sonuçta daha uzun saatler beraberiz.

Hiç oralı olmadı usta. Herhalde dedim morning person değil. Ben bi çay demlerim şimdi çayını içince açılır.

O sırada arkadaşımdan mesaj geldi. Akşam yeni mekanı Wu-Sushi Coctails açılıyordu. Kombiciler var şimdi dedim, onların bişeye ihtiyacı olur akşam da anca evi toparla falan ama kesin gelicem bi ara.

Ustalara geri döndüm. ŞEKER KULLANIYO MUSUNUZ?

Yok kullanmıyolar, o kol kaslarını da pilateste yapmışlar kombi taşıyarak değil!

4 Tane dedi. Eeee dedim, kombi nasıl doğalgazla çalışıyorsa, siz de enerjiyi 4 şekerden alıyorsunuz herhalde…

Kesinlikle iletişim kuramayacağımı bu yersiz espirimle de bir kez daha anlamış oldum.

Peteklerin havasını alırken çırak bir takım sesler çıkarıyor, usta cevap veriyor, petekler yeniden ses çıkarıyordu. Peteklere fısıldayan adamın ne dediğini sadece ben anlamıyordum.

Camlar kapılar açık oldugu için ev ile sokak arasında hiç ısı farkı kalmamıştı ama ustalar yorulmuş ve terlemeye başlamışlardı.

O sırada telefonuma mesaj geldi. Akşam Klein Phonix’i açıyoruz mutlaka bekliyorum.

Yok dedim gelemem, kombici ustalar var. Onlar kokar şimdi bişey lazım olur.

Yaklaşık 6 saat süren hummalı çalışmalar sonucunda ev 1. Dünya Savaşı cephelerinden birine dönmüş ama nur topu gibi yoğuşmalı ve hiç ses çıkartmayan bir kombim olmuştu.

Ev sahibime bir mesaj attım. Mesajda yüzümü Allah’a dönmüştüm. Allah işinizi rast getirsin, Allah bana bu evde uzun oturmayı nasip etsin gibi hatim indirdiğim bir mesajın üzerine aldım cevabımı

OK TEŞEKKÜRLER, İŞALLAH

Yoğuşmalı yoğuşmalı sıcacık evimde oturuken 2020 hedeflerime tekrar yaklaşmam gerektiğine karar verdim. Evet tekrar dışarı çıkabilir ve yaka rengi eşlerimle eğlenebilirdim, ev yemeği yiyebilir ve rejime girebilirdim. Daha düzenli spora gidebilirdim. Yeniden tatil planları yapabilirdim. Filmlerdeki gibi belim açık, tshirtle ve ayaklarım çıplak beyaz çarşaflı yatağıma girebilir ve bu sebeple aşık olabilirdim.

Tüm bunlar için tek gerekense Şubat başında Ocak maaşımın yatmasıydı!

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: