Kedi Yoda Kedi Soda

Kedi Yoda Kedi Soda ya da #kediyodakedisoda

Aslında benim hayatta en çok kediye alerjim var. Bu yüzden hastaneye kaldırılmışlığım, tıkanmışlığım, kabarmışlığım, hapşırmışlığım, astım krizi geçirip morarmışlığım var. Sokakta kedileri sevdiğim ellerimle gözlerimi ovuşturduğum için tinerci gibi saatlerce kırmızı gözlerle gezmişliğim var. Her daim arkadaşlarımın kedileri ile oynayıp oynayıp ellerimi deli gibi yıkayıp kurur kurumaz tekrar oynayıp reflex olarak ellerimi yeniden gözüme sürmüşlüğüm var.

Ama sanırım hepinizin, sosyal medya hesaplarımdan günde 30 tane kedi fotosupaylaşmamdan anladıgınız gibi 3 hafta önce 2 adet kedi evlat edindim, ve her cocuk doğuran kişinin 7/24 cocugundan bahsettiği gibi her kedi sahiplenen kişi gibi ben de 7/24 kedilerimden bahsetmeye basladım.

Yoda (siyah olan) bir pet shopta ücretsiz yavru kedi yazısının altında kocaman gözleri ile dünyayı izliyordu. Kafese parmağımı uzattıgım anda 2 patisi ile yakalayapı yalamaya başladı parmağımı. Hiç durmadan ex atmış gibi gözleri ile ben giderken peşimden baktı. Yaklaşık 3 gün boyunca o pet shopun önünden her geçişimde 45 dakika mola verip o siyah kediye baktım. O zamana kadar aslında kafamda 50 m2 lik evime bir kedi almak ve bir sorumluluk almak gibi bir planım yoktu.Başkalarının kedilerini sevmek yeteri kadar tatlıydı bence. Ama 4. günde o dükkanın önünde 45 dakika siyaha baksaydım Zoephil olduğumu düşünecekleri için ani birkararla dükkana girdim ve “Ben şu siyah olanı alıyorum” dedim. Ordan bana bir kedi kutusu verin, kum, mama vs ilk etapta ne gerekliyse. Siyahı kafesten çıkarttığımız anda Soda ( beyaz olan) deli gibi miyavlamaya başlıyordu. Çünkü 3 gündür siyahın oyun arkadaşıydı ve ben onları ayırıyordum. Adam “abi alacaksan 2 kedi al, evde oynarlar, sanada sarmazlar, psikolojileri bozulmaz rahat edersin” dedi. Aynı T-shirt’ün farklı rengini alıyormuşçasına “Beyazı da koy sepete” dedim. ve sabah götümden çıkardıgım pijamayı toplamaya üşenen bendeniz akşam eve 2 bebe kediyle dönüverdim.

Yoda 500 gram, Soda ise 750 gramdı ilk aldıgım gün. İkisinini toplamından fazla kıyma almıştım bir kaç gün önce. Bir kısmı hala buzlukta.

Eve getirdiğim gibi sabah yerden almaya üşendiğim pijamamın üstüne sıçtı Soda. Sonra da yuttugu iç parazit hapı yüzünden koltuğa kustu. İlk gece uyuyamadım. Ev bana bile küçük gelirken bu toplamı 1 kilo 250 gramlık kıymalar büyüyncene yapacaktım. Yatağa girdiklerinde alarjim azacak mıydı? Kimin ne olduğu yatağa girmeden anlaşılmaz dedi bir arkadaşım. Ben de Soda ve Yoda’yı yatağa aldım. Alrjim tutmadı.

Gün geçtikte babalık (ya da bu durumda annelik) duygularım kabarıyordu. İlk veteriner kontrollerinde götlerine derece sokulmak suretiyle ateşleri ölçüldüğünde kendi götüme derece girmiş gibi acı çektim…Keza küçükken götümden az fitil yememiştim.

Ev kedi kokacak stresi ile o kadar fazla oda parfümü aldım ki minik kediler zehirlenme tehlikesi geçirdi, bence benim tansiyonum da lavanta ve beyaz sabun kokusundan 6-3’e düştü.

Her anı fotoğraflamaya ve dünya üzerinde 2 kedi varmış onlarda benim evimdeymişçesine davranmaya başladım. Ben kedi fotoğrafı paylaştıkçainsanlar sevinç çığlıkları atıyor, herkes acaba Levent bir sonraki kedi fotoğrafını saat kaçta paylaşacak diye bekliyor sanıyor, 2 postum arasında 1-2 saat zaman aralığı bırakmaya çalışıyordum.

Bir kaç gün sonra kedilere olan hevesimin azalmasını beklerken “NEDEN BANA HALA BABA DEMEDİLER” boyutuna gelen sevgi açlığımı kediler beni yaladıgında bende onları yalayarak durduraya çalıştım. Keza Soda gerçek anlamda doğru deliği bulsa içime girecekken Yoda bana zerre kadar yüz vermiyor, suratıma bile bakmıyordu. Soda ben kapıdan girdiğimden itibaren sevinçten 3.5 saat kadar durmaksızın elektrik süpürgesi sesiyle gırlarken Yoda’nın gırlaması için nerdeyse minik taşşaklarını öpmem gerekiyordu.

Evet, eve kedi alınca evde sıkılmıyordu insan. Çünkü 7/24 temizlik yapmak gerekiyordu. Sıkılmaya gerçekten hiç vakit kalmıyordu. Her yerde minik kum taneleri ve minik bok taneleri vardı. mama kaplarında olması gereken mamalar yatağımın içinden de çıkabiliyordu. 3 cm eninde bir sakız kağıdı 28 parçaya bölünmüş olarak eiş aralıklarda 50 m2 evimin her bir köşesine dağılabiliyordu. Gereçekten evde sıkılmaya hiç vakit kalmıyordu.

Bir kaç gün sonra bebekler azıcık ele gelmeye başlayınca ve zeminden başka her hangi bir yükseltinin üstüne zıplayabilecek kıvma geldiklerinde işler biraz değişti tabi. Yani aldıgım ayakkabıları (ve tabii ki tüm ayakkabıları) ortadan kaldırmam gerekdiğini onlar parçalandıgında farkettim. Masanın üstüne ilk çıkışları ben evde yokken gerçekleştiği için su dolu bambu vazosunu tam olarak lap topumun üstüne dökmeyi başardıklarında da sinirlenmedim. Giysi dolabımın kapağını aralık bıraktıgım gün eve geldiğimde tüm t-shirtlerimi evin her yerinde buldugumda gülümsedim.

İlk dayaklarını masadaki yemeklere saldırdıklarına yediler. Yoda birince popo şamarından sonra bir daha bana yemek yerken bulaşmadı. Soda ise patilerinden kapıya çivilesem dahi yemeğe saldırmaktan vazgeçmeyeceğini çok açık ve net bir şekilde ifade etti.

Yalnız yaşayan 31 yaşında bir erkek olarak evde kendi kendime kedilerle konustugumu farketmem ise çok uzun sürmedi

“Soda; ben kime diyorum…ben sana daha demin masanın üstüne çıkmayacaksın demedim mi? Neden benim dediklerime hiç kulak asılmıyor?” gibi şizofrenik cümleler kurduğunu farkettiğin an gerçekten garip bir an.

“Ah Yoda kakasını yaptıktan sonra poposunu mu yalar mış…Ah benim temiz oğlum…Senin poponu yerim ben” gibi bir boyut ötesine de geçmek çok kolay.

Evet, kedili bir evde yaşamak çok keyifli ve her gün yeni bir macera.

Bu bir girizgah olsun… Ara ara kedi Yoda ve Kedi Soda hakkında yazıp bol bol paylaşımlarda bulunmaya devam edeceğim. Her kedisi olan insanın yaptıgı gibi. Ama benimkiler daha bebek. Ben de acemi kedi babasıyım. Bu aralar dozunu kaçırırsam kızmayın. Bir sonraki kedi postumu kaç saat sonra paylaşacağımı merakla bekliyormuş gibi sevinç çığlıkları atın.

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. cggokalp dedi ki:

    dostum hani kediler oturduklarında göbişlerinide yere koyup popolarını genişletirler ya…

    ben bu duruma dötüş tatlısı diyorum. dolayısıyla tüm kediler dötüş tatlısıdır 🙂

    bayılıyorum bu kedi haydutlarına…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s