Prag Budapeşte Savaşına Son – PRAG DÖVER

Prag mı Budapeşte mi savaşına bir son vermek adına öncelikle bu iki şehrin birbiryle alakası olmadığını belirterek başlamak gerekir yazıya. Keza araları da baya var. Öyle 1-2 saat değil. Arasında bir Bratislava var, kasarsan bir Viyana bile girer. Ama heyecan yaratmaya gerek yok, Prag, Budapeşte’yi açık ara döver.

Aslında ben Prag’ın sadece tadına baktım, ama çok şanslıydım, özellikle 2 konuda.

İlk olarak Prag’a Prag’ı çok iyi bilen arkadalşarımla gitmiş, onların Prag’da yaşayan arkadaşlarıyla da geziyi iyice lokalleştirmiştim. Ama esas şansım, Prag’a vardığım gün itibariyle 2 aydır güneş ilk defa yüzünü göstermiş ve ayrılmamıza bir kaç saat kalıncaya kadar da hiç peşimizi bırakmamıştı. Prag’ın soğuğu İstanbul’a benzemez, ilikleriniz üşür, kemikleriniz donar söylemleri karşısında askerde giydiğim termal içliklerimi bile yanıma alan bendeniz güneşli Prag sokaklarında kalın ve çirkin bir şekilde dolaşmak durumunda kalmıştım.

Olay Çek Kronu krizi ile başladı, Prag tecrübeli arkadalşarımız 600 TL lik Kron alın yeter demişti ve bizde itaat ettik. Öncelikle Taksim ve Nişantaşı civarındaki tüm döviz brolarına giderek Kuran’a el basmış gibi 600 TL’lik Çek Kronu sorduk inançla, bu durum İstanbul döviz piyasasını derinden etkiledi ve sonunda Sıraselviler’de bulunan döviz brosu çalışanı bana “Hayırdır abi! Herkes 600 TL’lik Çek Kron’u soruyor, yakınlarda bir seminer, kongre, etkinlik falan mı var” diye sordu. Ama sonuçta kimse bir araya gelip bizim 5 kişilik ekibimize toplamda 3000 Çek Kronu bulamadı.

Basit bir Çek Kron’u hesaplaması yapalım şimdi. 1000 Kron = 100 TL diye düşünebilirsiniz, matematiği her ne kadar bu kadar basit görünsede, Prag’da bulunduğumuz 4 gün boyunca her hesap geldiğinde şehrin ucuzluğu, 100 Kron kaç TL 1000 Kron kaç dolar, 500 Kron kaç Euro, 1 Bira nasıl 3 TL olur, Dünyaları yedik 20 TL mi verdik, Bu kokteyl nasıl 150 Kron olur, 150 Kron gerçekten 15 TL mi sorularını sormaktan kendimizi alıkoymamızı sağlayamadı.

Evet Prag gerçekten çok çok çok ucuz ve umarım hiç Euro’ya geçmez.

İlk bakışta sıradan bir Avrupa şehrinden farkı yok gibi görünsede, tabii ki çirkin İstanbul’dan alışık olmadığımız şekilde tarih muhteşem bir şekilde korunmuş ve tüm şehir minik ve muhteşem detaylarla süslenmişti. Prag, sağa sola bakarak değil, yukarı bakarak yürümeniz ve binalarda saklı heykelleri ve detayları keşfetmeniz gereken bir şehirdi.

Siz lonely planet ya da iyi bir google search ile zaten Prag’ı halledersiniz, Gezilecek görülecek müzeler, meydanlar, kiliseler, katedraller, hepsi çarşaf çarşaf listelenmiş, internet uçsuz bucaksız bir deniz.

Ben size ben bu long weekend’de Prag’da ne yaptım onları anlatayım, seversiniz ve sizde benim gibi 3 günlüğüne kaçamak yaparsanız aklınızın bir köşesinde bulunur, açar blogu bakarsınız belki.

Havaalanından şehir merkezine gitmek için en kolay yol taksi. AAA yazan taksileri seçmekte fayda var, Taksilerle pazarlık yapılabiliyor. Havaalanı Şehir merkezi arası 500-700 Kron arası, ama bindiğiniz taksiden kupon alıp, otelden havaalanına tekrar aynı taksi ile dönerseniz %50 indirimli dönüyorsunuz.

Biz Leon D’Oro’da kaldık. Konaklama için ideal, şehrin tam göbeğinde, Kişi başı gecelik 70 TL gibi bir ödeme yaptık, odalar geniş ve ferah, Kahvaltı oldukça iyi. Havelska caddesindeki her gün kurulan ve Prag’ın sabit 2 pazarından biri olan hediyelik eşya pazarının tam yanında. Eşe dosta hediye almak için dönüş uçağına binmeden 30 dakikada hayat kurtaran cinsten.

Leon D’Oro: http://www.pragueleondoro.com/

Otele bavulları atar atmaz ilk 1-2 saat içinde klişeleri hemen bitirebilirsiniz; Staromestske Meydanı’ndaki tarihi saati (Prague Astronomical Clock) saat başına denk getirecek sekilde ziyaret edip, görmezseniz çokta bir şey kaçırmayacağınız “Kukla Show” unu izledikten sonra, Vltava nehri üstündeki en güzel köprülerden biri olan Charles Bridge‘i (Karluv) ziyaret ederek 10’larca Baroque stili heykeli tek tek inceleyebilir ve bir anahtar kilidi alarak köprü üstünde dilek tutabilirsiniz. (Çok iyi Barok analiz ederim)

Her şehrin belli başlı yapıları vardır, Prag’ın her yerinden görünen Kalesi ve Katedrali’ni “aman canımmm kilise ve kale işte” diyerek geçiştirmeyin, hazır Charles Bridge’den karşıya geçmişken sağdan yukarı doğru kıvrılın ve tepeye tırmanmaya başlayın, 15 dakika sonra Prag’ı tepeden izlemenin ne kadar keyifli olduğunu görecek ve ShutterStock fotolarına taş çıkartacak fotoları kendi i-phone’ununzla çekeceksiniz. Ama ben Prag’ı bir 80 Metre daha yukardan görmek istiyorum derseniz işte tam karşınızda Guinnes Rekorlar Kitabına göre dünyanın en büyük antik kalesi olan Prag Kalesi ve St. Vitus Katedrali

katedral

St. Vitus Katedrali saat 15:40’ta son ziyaretçilerini içeri alıyor, yani ben vitray görücem diyorsanız saatlerinizi ona göre ayarlayın. Hemen arka tarafındaki girişten ise 300 basamak tırmanmayı göze alan kalça ve arka bacak kaslarınızı da alıp Prag’ın en zirve noktasına çıkabilirsiniz. Biz çıktık, pek te güzeldi.

prag

Kalenin arka tarafına geçip, sizinle hangi ülkedenseniz o dili konuşan ve ülkenize ait parayı çok iyi bir deal ile Çek Kron’una çevirebileceğini söyleyen sevimsiz çocuklara kulak asmadan yokuş aşşağı salın kendinizi, 300 basamak çıkıp inmek yorduysa dünyanın en acayip ve tarihi Starbucksında bir kahve molası da verebilirsiniz.

Yokuşu bitirip sağa Kampa’ya doğru devam edin, Velkoprevoske Meydanı’nını bulun ve yol üstünde Lennon Wall, Barış duvarını ziyaret edin. 1980’lere kadar normal bir duvar olarak hayatını sürdüren bu duvar, sonrasında Lennon grafitileri ve Beatles şarkı sözleri ile donatılmış.

lennon

Biraz ileride sahilde Contemporary Museum’un oraya, yani nehir kenarına parka vardınız bile, Şehrin bir çok yerinde karşılaşacağınız Çek Heykeltraş David Cerny‘nin en meşhur eserlerinden biri olan Mimina / Babies tam karşınızda. Poposunu mu seversiniz, ayaklarını mı gıdılarsınız, hangi yaratıcı fotoğraf karesine sokarsınız bu dev bebekleri bilinmez ama mutlaka bi önünden geçin.

mimina

O ayaklar çoktan karasular bağlamış, vucuddaki sıvı oranı azalmıştır. Biraz ilerde, arkanızda mavi bir bina var, önünde su değirmeni olan. İşte orası Mlynska Kavarna…İşte orası 22 bira (yirmi iki), 3 Patron şat ve bir sürü su, kahvei gazoz içip 90 TL hesap ödediğimiz bar. Oldukça lokal, hip, hipster, öğrencilerin de yaşlılarında, alkoliklerinde takıldığı dünya tatlısı bar, 4 saat oturup ara vermeden bira içtiğimiz, İstanbul’da neden birayı 3 TL’ye satan Mlyska’mız yok bizim dediğimiz bar…AFİYET OLSUN, YARASIN, GÖTÜRÜN. David Cerny’de müdavimlerindenmiş.

Kavarna Mlynska_4557

Yeteri kadar sarhoş olduysanız Dancing House‘a doğru yola çıkabilirsiniz, nam-ı diğer Fred and Ginger. Vlado Milunic‘in her yerde karşımıza çıkan bu binası, gerçekte karşılaştığınızda çok etkileyici değil ama bir önünden geçip parmağınızla binanın orta kısmını itiyormuş/sıkıyormuş gibi yapan fotograflar çekmeye ve Instagram’da antipatik paylaşımlarda bulunmaya değer.

dancing

Hemen akabinde de Sts. Cyril ve Methodius kilisesini ziyaret edip, 2. Dünya savaşından kalma kurşun izlerini görüp Memorium to the victims of Heydrich Terror’ı ziyaret edebilirsiniz. Turun acıklı anlarından biri bu ama görmek lazım .

O kadar bira üstüne bir kahve derseniz yol üstünde 2 iyi seçenek var. Birincisi Cafe Nona ki burası genelde şehrin sinema ve müzik öğrencileri ile mimarlarının takıldığı bir cafeymiş, ikincisi ise; Nazım Hikmet’in Prag’da en sevdiği cafe olan ve Kaleyi tam karşıdan gören Cafe Slavia. Aman yemeye içmeye gelmedik mi, bir kahve Slavia’da için, kalkın bir kahve de Nona’da için

Hala enerjiniz kaldıysa Yahudi Mahallesi’ni ziyaret edebilir ve aslında Prag’da göreceğiniz önemli noktaları tamamlamış olabilirsiniz. Yahudi mahallesinini highlight’ı ise Yahudi Mezarlığı. 300 Kronluk bir bilet ile mezarlığı ve çevresindeki önemli eser ve yapıları gezebilirsiniz. Müzeyi gezmezseniz bile bir aralık bulun ve tarihi mezar taşlarına bir kaç dakika bakın. Oldukça etkileyici ve görülmeye değer. zaten merak etmeyin, en güzel cafeleri barlar, kokteyller ve lokal restoranlar Yahudi Mahallesinde. Buraya ayaklarınız en az 2-3 defa götürecek sizi.

Tabii tüm bunların hepsini bir günde yapmaya gerek yok, ama rota bu.

Gelelim nerde ne yenir ne içilir kısmına; Mlynska Mabedini yukarıda anlattım ama tabii ki çok daha fazlası var.

Çay Kahve Molası

Savoy: Cafe Savoy 1983 yılından bu yana hizmet veren Çek Cumhuriyeti’nin ilk cafelerinden.

Café Savoy
Vítězná 5
150 00 Prague 5 Malá Strana
Zobrazit na mapě
T +420 257 311 562
savoy@ambi.cz

Hours
mon – fri 8.00 – 22.30
sat – sun 9.00 – 22.30

Kubista: Galeri, Tasarım dükkanı ve cafe olarak hizmet veren Kubista, sinir bozucu güzellikte. Özellikle tasarım dükkanı kısmı; “Neden Prag’a 50.000 TL karşılığı Çek Kronu ile gelmedim ki?” sorusunu kendinize sordurtan ve tüm evinizi kübik söşeme isteği ile yanıp tutuşmanıza sebep olan parçaları suratınıza çarpmakta. Tabi sonra üst kata çıkıp Grand Cafe Orient’te yanınızda 50.000 TL olmadığı için ağlayarak kahvenizi yudumlayabilir ve kübik gözyaşları dökebilirsiniz.

Personeli biraz suratsız olsa da en azından 2 kere gireceğiniz bir mekan.

Dům U Černé Matky Boží
Ovocný trh 19
110 00 Praha 1

Tel./fax +420224236378
e-mail kubista@kubista.cz

Opening hours:
Tue-Su 10-18:30

Kubista

Obecni Dum:Obecni Dum’u bina olarak gezmekte fayda var, bol vaktiniz varsa kültürel bir etkinliğe de bilet alıp dahil olabilirsiniz ama esas kısım sol taraftaki çay salonu. Dönem filmi çekmek için ekstra hiç bir malzemeye ihtiyacınızın olmayacağı bu devasa salona girdiğiniz anda 2015’te olduğunuzu unutup iç mekanın hangi kısmı art nouveau hangi kısmı art deco diye tartışırken buluyorsunuz kendinizi… Tabii benimde en sık tartıştığım konulardan biri bu gündelik hayatımda. Ya da sadece mal mal tavandan sarkan muhteşem avizeler kendi salonunuzda olsa nasıl görünürdü diye düşünebilirsiniz, tabii salonunuzun tavanı 13 Metre ise.

obecni dum

Cafe – Cafe: Kahvaltı için ideal bir mekan ve sanırım Prag’da en düzgün müzik çalan yerlerden birisi. Biz çok uzun bir sıra kuyruğu olduğu için yer bulamadık ve başka bir mekana yöneldik ama siz deneyin.

Rytirska 10, Prague 110 00, Czech Republic

BAR, PUB, COCKTAIL BAR

Casa Havana: Burda olsa net her iş çıkışı bir iki lezzetli kokteyl yuvarlamaya giderdim dediğim lokal kokteyl bar, özellikle İstanbulda 50 TL civarında para ödeyip içtiğiniz kokteyllerden 3 kat daha lezzetlisini 12-13 TL ye içtiğinizde daha bir güzelgeliyor.

Wasabi Martini mutlaka deneyin, ben espresso martini ile yetindim fakat masada içilen her bir kokteyl için ayrı bir bardak ve sunumla yemek öncesi harika bir seçenkti. Bambu Vazosunda gelen harika Pina Colada ile geçmişe bir yolculukta yapabilirsiniz.

casa havana

Tretter’s New York Bar: Prag’da signiture bir kokteyl içmek istiyorsanız adres burasıymış. Ben Americano (kokteyl olandan tabii ki) denedim ve yine gitsem yine denerim

Signiture dedim diye korkmayın, max 200 Kron yani 20 TL. Vallahi çıldırıcam.

V kolkovně 3
110 00 Praha 1
Tel.: +420 224 811 165

Cafe Manes: Ve Cafe Manes; küçük şeylerden mutlu olmayı bilelim. Yorgun argın yürürken, köprülerden birinin bir ayağında aslında sadece bir stant ve 2 hoperlorden oluşan bir bölme gördük. Daft Punk çalıyordu, götüm götüm yanaşıp nehrin kenarında Armutlu Sıcak Rom ve Sıcak Şarap içmeye başladık. Belki de tüm Prag tatilinin en keyifli anlarından biriydi…Ertesi gün yine gittik. Bu detayı sakın kaçırmayın, sadece gündüzleri açık ve Armutlu Sıcak Rom bir harika.

Mánesův most

1 Prague, Czech Republic

YEMEK

Las Adelitas: Aslında bir ufak hata sonucu yanlış rezervasyon ile aynı mahalledeki farklı bir Meksika restorantına gittik ve bu veslie ile Las Adelitas’ı keşfetmiş olduk. Tüm Prag gezimizde, tramvay kullandığımız tek nokta. Lokal bir mahhale, bir sürü bar pub ve restorantın yan yana olduğu bir bölge. En iyi yemeğim değildi ama tatlı, samimi, lokal bir meksika mutfağı mekanı.

Başlangıçlar, ana yemek, 2 litre margarita, 3 kadeh sarap gibi bir ortalama ile kişi başı 50 TL ye denk gelen bir hesap ödeyerek keyiflenebilirsiniz

Americká 684/8, 120 00,

Praha – Vinohrady
IČ 28965361

las meksika

Lokal: Ev yapımı, sağlıklı, yemek trendleri ile alakası olmayan, gerçekten lokal Çek Mutfağı tatmak, ya da söyle diyim, bir domuzun çok afedersiniz pipisi hariç her yerinin tadına bakmak istiyorsanız sizi böyle alalım. Yemekler bir harika, mekan bir harika, duvarlardaki illustrasyonlar bir harika…Lokal bir harika.

Lokál Dlouhá
Dlouhá 33, 110 00 Prague 1
Show on the map
T +420 222 316 265
lokal@ambi.cz

Hours
mon – fri
sat
sun
11.00 – 01.00
12.00 – 01.00
12.00 – 23.00

 

lokal

Marina Grosseto: Domuz domuz bir yere kadar, ben nehir kenarında teknede, manzaraya nazır bir italyan alayım (yemek babında) diyorsanız bir bakabilirsiniz, Prag fiyat orlamasına gör oldukça yüksek fiyatlı bir Ristorannteeee ama arada lokallikten çıkıp turist olduğunuzu hatırlamak isterseniz uğrayın derim, güzel şarap, güzel piza. Ama domates soslu pizaları tercih etmek gerekiyormuş. Biz öyle yaptık memnun kaldık.

Alsovo Nabrezi, Prague 110 00, Czech Republic

top-deck-of-the-restaurant

Kolkovna: Şehirde bir kaç şubesi bulunan ve dünya mutfağı ağırlıklı güzel bir pub. Pub yemeği severiz diyenler için. Domuzun yemediğim bir bölümü kaldımı acaba diye menüde detaylı bir araştırmaya girmişken Geleneksel Çek Başlangıç Tabağı isimli bir seçim yaptım ve sanırım domuz kakasının dahi tadına bakmış oldum. Siz bu tabağı seçmeyin, paşa paşa sosis ve lahana ile kendinizi sağlama alın. Lahana muhteşem, biralar zaten her yerde harika…Afiyet şeker olsun .

Sansho: Sadece Prag gezimizde değil, totalde de ilk 10’a girer benim listede. Sade, tatlı, dertsiz tasasız bir mekan. Uzak doğu fusion mutfağı sevenlere…Ben çok gurme değilimdir ama tadım menüsünde gelen her kalem için tek tek yorum yaptım.

Burda A la Carte menü yok, herkese ortaya gayet doyurucu bir tadım menüsü geliyor. Yemek kişi başı 1000 kron, içkinizi de ayrıca ödemeniz lazım. Totalde tatmin edici bir şarap seçimiyle beraber kişi başı 150 TL’ye süper bir tadım yapıyor ve oldukça doymuş ve tatmin olmuş şekilde 2-3 saatlik bir ziyafet çekiyorsunuz. İstanbul’da Asmalı Cavit parası.

Menüye bir göz atalım:

20150221_233534

Kesin listeye alınsın ama gitmeden rezervasyon yapılsın, keza şu aralar oldukça hip bir mekan.

Off amma yemişiz içmişizbe,arada sarhoşluktan hatırlamadığım, atladığım mekanlar var ama bir kez daha söylüyorum; Prag mhteşem, Buda Peşte ile mukayese edilemez ve çok ucuz. Ucuz uçak bileti bulundugu anda atlanılası, her sene 1 kere gidiles.

Yukarıdakiler benim birebir ziyaret ettiğim ve deneyimlediğim mekanlar ve rotalar, ama siz de kendi keşiflerinii yapabilir ya da tembelseniz benimkilere bir göz atabilirsiniz

Başka bir Prag macerasında görüşürüz.

We Love Praha

prg1

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s