Her Şeyin Başı Sağlık

Her şeyin başı sağlık lafını günlük hayatta bir çok kez hepimiz kullanıyoruz… Genellikle de birilerini teselli etmek için çok da inanmadan kullanıyoruz. Ama cidden herşeyin başı sağlık.

En son askerde bu kadar hastalanmıştım, hastalık var hastalık var tabii, kimsenin başına çözümü olmayan hastalık gelmesin ama soğuk algınlıgı, nezle, grip sınıfı kadar da paçoz bir hastalık yok. Askerdeki pisliktendi, hayatında alaturka tuvalete çok afedersiniz kakasını yapmamış bendeniz, doğru açıyı bulana kadar o soğukta popomu üşütüp hasta olmuştum. Kısa dönem çavuş olmanın getirdiği “Adam gibi davranacaksınız, biz burda devlete emanetiz, ayrıca askeri mahkemeye çıkarsak yüzbaşıdan daha üst düzeyiz” havalı duruş, nezle olunca, “komutanım benim biraz ateşim çıktı” derken burnumdan akan sümüğün ağzına girmesiyle tamamen sekteye uğruyordu.

Ama sivil hayatta, medeniyet varken, vitaminler, kaliteli besinler varken, soğuk havalarda taksi varken, milenyuma gireli 15 sene geçmişken hala nezle olmak nedir yahu.

Philae’yi dünyadan 510 milyon kilometre uzaklıktaki kuyruklu yıldıza kondurmayı başaran bilimadamları Akut Üst Solunum Yolları Enfeksiyonuna hala nasıl çözüm bulamazlar. Tabii şimdi günde içtiğim 18 ilacın etkisiyle kendimi biraz daha iyi hissettiğim için böle havalı havalı konusuyorum ama olaylar 2 gün önce pekte bu şekilde cereyan etmedi.

Sokakta yürürken hızıma yetişilmeyen bendeniz o gün iş çıkışı eve öksüre öksüre ve nefes nefese kala kala bir amca edasıyla vardım ve son enerjimi 2. kattaki evime merdivenlerden cıkarak harcamıştım. Toplamda 16 basamaktan 32 basamak eden bu tırmanış sonrasında Everst’in zirvesine varan Nasuh Mahruki gibi elimi belime koyup uzun uzun soluklandım.

Yaz kış evin içinde it boy iç çamaşırlarımla salınan ben, kombiyi 80 dereceye getirip boğazlı kazaklarımı yatak altındaki bazadan cıkarttım.

Her akşam bir yenisini açtıgım kırmızı şarabımı bir kenara bırakıp en alt çekmeceden kış çayımı bulup, demleyip içine bal ve limon damlattım.

Dakikada 10 sigara sarabilen parmaklarımı kütletip C Vitamini deposu mandalinaya saldırdım.

Sabah ne kadar erken kalkacak olursam olayım 2 den önce yatmazken, bu hastalık uyumadan geçmiyor diyerek 10’da lambaları kapattım.

Geçmedi…Geçmediği gibi daha da kötüleşti, burnum tek taraflı kapanmıştı, dışardan içeri oksijen girmesine asla izin vermezken, içerden dışarı çok ciddi bir sıvı cıkısı vardı. Aylardır bitiremediğim tuvalet kağıdı stoğumdan 2 rulo yaklaşık 2 saatte bitmiş ve evin 4 köşesine selpak mendiller yayılmıştı. Aynı anda hem öksürüyor, hem hapşırıyor hem burnumu silmeye calışırken ağzımdan nefes almayı deniyordum. Minik burnumun derileri yara olmuş ve kızarmış, minik ağzımın ince dudakları ise kabuk haline gelmişti.

O kadar paçozdumki hemen tüm arkadaşlarımı ve ailemi arayıp duygu sömürüsü yapmaya başladım. Kendimi alamayıp taksiye atladım ve Avusturya Hastanesi’nin yolunu tuttum.

Taksiye bindiğim anda da duygu sömürüsüne devam ettim.

– Sigaranızı söndürüp camı da kapar mısınız, çok hastayım. Avusturya Hastanesi’ne lütfen

– Nerden gidelim, Karaköyden mi Tarlabası’ndan mı?

– Bilmiyorum…en hızlı nerdense, çok hastayım (Sanki doğum yapıcam da suyum geldi, en hızlı nerdense ne demek, max 3 dakika zaten evimden taksiyle)

Avusturya Hastanesi’nin yabancı doktorları ve hemşireleri karşıladı beni, ama kadın pek iyi tükçe konusamıyordu.

-Neyin varınız?

– Çok hastayım, Türkçe konuşamıyosanız ingilizce anlatayım.

I cough , my nose is flowing , I sneeze , I’m taking sputum , fatigue…Öfff İngilizce konuşamicam çok hastayım işte google translateim şu anda.

Bu arada çok hasta falan da değilim, kadının sordugu bir çok belirti bende yok, bildiğin basit nezle işte ama çok sıkıldım bu durumdan. Kadın da anladı. O zaman size kalçadan antibiyotik iğne yapayım dedi.

Hemen nazlandım,
– Kalçadan çok acır ama, antibiyotik iğneler yakıyomuş

Ulan bu yaşa kadar yemediğin bok kalmamış, kazık kadar adam olmussun kalçadan iğne acıtsa ne olur.
– Evet, biraz yakar ama kalçadan iğne hemen etkisini gösterir, 30 dakkaya toparlarsınız. hemşiremizin de eli çok hafiftir.

Ve hemşire gelir, aynı kaprisleri ona da yaparım, hatta abartıp bebek gibi konuşmaya bile başlarım.
– Ama kalçıııdan çok mu acıtıyuuuuuuu

Karının götünde bile değil, saplıyo iğneyi.

4 tane de ilaç yazıp gönderiyolar. 30 dakika sonra hiç bir değişiklik yok, 90 dakika sonra da yok. Nöbetçi eczaneyi bulup ilaçları alayım bare diyorum.

Zinnat 500 mg Film Tablet
– Kaçladan mı alınıyo bu?
– Yol hap bu yutucaksınız
– Haa doktor kalçadan daha hızlı etki eder dedi de

Nasonex Sprey
– Bunu Kalçadan 2 fıs mı?
– Yok beyefendi burundan sabah akşam birer fıs
– Kalçadan daha etkiliyse diye dedimdi

Majezik Gargara
– Bunla kalçalarımı bi güzel yıkıyorum herhalde

Mentopin Sude Eriyen Eferfesant tablet
– Bunu kalçadan alıp, suyu açıııııp duş başlığıylaaa

Hazır eczaneye çıkmışken bir de yemek alayım diyorum, evde yapacak takatim yok.
Ev yemekçisine giriyorum.
İyi günler, ben çok hastayımda
Yağsız tussuz tavuk yemeği, sebze çorbası, elma kompostosu.
Sanarsın demin midemi aldırdım ameliyatla ve yeni narkozdan çıktım…Nooldu chicken wingsler, schnitzeller, lahmacunlar, porçini mantarlı kremalı linguiniler…Tüm havan sönüyo işte, çok paçoz bu hastalık.

Eve gelip kış çayımı demliyorum yine, 2 gündür duş almamışım, saçlarım doğal rasta.
Tam röptesambırımı arkama alırken kapı çalıyo, karşı dairenin ev sahibi
– Sabah 9 da biz yine duvarları kırıcaz da önceden haber veriyim dedim, geçen sefer rahatsız olmuştunuz.

Geçen hafta aynı gün “Eğer bir kez daha o duvara çekiç vurursanız o daireyi başınıza yıkarım, size kıracak tek bir taş kalmaz anladınız mı siz…Ayrıca bu eve taşınacak kiracıya bak nasıl kan kusturuyorum ben” diye apartmanı birbirine katan bendeniz, Tabi amca ben zaten çok hastayım, kolay gelsin…diyip kapıyı kapattım.

Çok paçoz bir hastalık gerçekten, varroşşşş. Olacak iş değil.
Vallahi işte dediğim gibi herşeyin başı sağlık.

Şu nezle bi geçsin, siz beni o zaman görün, ama şimdi size laf yetiştiremeyeceğim, çünkü tıkalı burrnum sürekli akıyo, burnum silerken nefessiz kalıyorum. Takatim yok.

Herşeyin başı sağlık
Anlaşıldı di mi bu? O zaman ben lambaları kapatıyorum, saat nerdeyse 21:30, uyumadan geçmiyo işte.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s